2020 Soul Film İncelemesi

2020 Soul Film İncelemesi

Soul Film İncelemesi ile karşınızdayım. Disney & Pixar yapımları genel olarak izlemeyi tercih ettiğim yapımlar değildir fakat 2020 yapımı Soul animasyon filminin izlenmeye değeceğini düşünüyorum. Film tam olarak hayatımın son bir iki yılında farkına vardığım bir gerçeği işliyor. Bu gerçeğin ne olduğuna gelin beraber bakalım.

Hayatımız boyunca neden yaşadığımızı sorgularız. Yaşadığımız ömre büyük anlamlar yüklemeye çalışır, yıllarımızı asla öğrenemeyeceğimiz bir konu üzerine yorarız. Amacımızın ne olduğunu çoğumuz asla öğrenemeyiz çünkü her zaman etrafımıza bakarız. Aradığımız şeyin, yaşamın sebebini, hep dışarıda bir yerlerde olduğunu düşünürüz. Diğer yandan çoğunluğun dışındaki azınlık bizlerin aksine ne yöne bakmaları gerektiğini bilirler. Onlar kalp atışlarını hissedenlerdir. Yaşadığınız süreç boyunca kaç defa durup kalbinizin ritmini dinlediniz? Mecazi olarak söylemiyorum, gerçekten uzanırken ya da yemek yaparken, yürürken, izlerken kaç kez nabzınızı dinlediniz? İşte bakmamız gereken yer orasıdır. Kalbimiz. Çünkü yaşam oradadır.

Bu konuda saçmaladığımı falan düşünebilirsiniz ama bakın ne diyeceğim: Ben yaşadığımı en çok nabzımı dinlediğimde hissederim. Ben, ne lüks bir otelde yemek yerken yaşadım ne de en sevdiğim programda sunuculuk yaparken. Ben en çok kuşları izlerken yaşadım. Gökyüzünü seyrederken, bir kedi ile bedenlerin ötesinde sohbet ederken yaşadım. Ben en çok yaşarken değil, yaşamın farkındayken yaşadım. Ve ben yaşamın farkına ilk kendimle vardım. İçimdeki sesle, kalbimin ritmiyle.

Filmi meşhur yapan repliklerden biriyle devam etmek istiyorum:

Genç bir balıkla ilgili bir hikâye vardır. Genç balık, yaşlı balığın yanına yüzüp demiş ki:
“Okyanus dedikleri şeyi bulmaya çalışıyorum.”
“Okyanus mu?” demiş yaşlı balık.
“Şu anda içinde yüzüyorsun.”
“Bu mu?” demiş genç balık. “Ama bu su. Benim istediğim şey, okyanus.”

Anlatmak istediğimi aslında bu hikâye oldukça kısa ve öz bir biçimde anlatmış. Her zaman bir arayış içinde oluruz. Hayata büyük anlamlar yüklemeye çalışırız ama hayat budur işte. Hayat bu kadar basittir. Ama bu basitliğin verdiği hazzı da başka hiçbir şeyde bulamazsınız. İşte bu bizi büyüleyen sihirdir.

Ortalama bir insanın altmış bilemedin yetmiş yıllık bir ömrü vardır. Büyük ihtimalle buraya gelmeden önce beklediğimiz yerde bu hayatı yaşamamız gerektiği söylenir. Bizlerse bu ömrün yarısından fazlasını bile yaşayamayız. Ve hayatlarımız sadece ölüm bize uğradığında bizim tarafımızda bir değere sahip olur. Bu hep düşündüğüm bir sorundur. Etrafımı izler ve insanları gözlemlerim. Ama bugüne kadar ne bir kuşun uçuşunu izleyeni gördüm ne de gökyüzüne hayran hayran bakanı. Rüzgârı bedeninde hisseden ve ona ortak olanı aramak ise en zor olanı.

Konu buralara gelmişken size de sormak istiyorum. Bir yere oturup bir kuşun nasıl uçtuğunu izlediniz mi? O kanatlardaki tutku sizi içine çekti mi? Soruyorum çünkü bir umut benim hissettiklerimi bir kez olsun hissedebilmiş olanı arıyorum ya da bundan sonra hissedebilecek olanların kalplerinde bir şeyleri uyandırmaya çalışıyorum. İnanın bana hayat gerçekten ama gerçekten bir kuşun kanadında. Bu yazım kime, ne zaman ulaşır bilemem ama eğer bunu okuyorsan varsın demektir ve emin ol buraya sadece var olmaya değil yaşamaya geldik. Bu yazının kalbinde bir şeyler değiştirmesine izin ver ve bir kuşu izle. Rüzgârın yüzünde esmesine izin ver, yağmurdan kaçma. Bırak güneş yaksın bedenini. Çünkü bunlar bize yaşadığımızı hatırlatır. Tutkular, amaçlar, sebepler yaşamın kıvılcımları değildir. Kıvılcım tam olarak sensin, benim ve biziz.

İzleyenlerden biri, filmin temasını Simyacı kitabındakine benzetmiş. Ben benzetmekten de öte oradan ilham alındığını düşünüyorum. Zaten bu işler böyledir. Anlatılan şeyler aynıdır sadece seçilen yollar farklıdır. Daha da uzatmadan bitirelim. Bendeniz Cansu Gündüz. Bugün, Soul filmiyle kalbinize konuk oldum ve hayatın akışına dair cazladık 🙂 Bu yazımı hayatın her anını yaşayanlar ve bu yolda çabalayanlara adıyorum. Bir kuşun kanadında, bir rüzgârın esişinde, bir yağmur damlasında ya da bir kar tanesinde görüşmek üzere. İyi gülmeler.

“Gökyüzünü seyretmek kıvılcımım olabilir ya da yürümek. Yürümekte çok iyiyim.”


“Onlara amaç denemez, ruh yirmi iki. Sıradan yaşamsal şeyler onlar.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir