2021 Erased Anime İncelemesi

2021 Erased Anime İncelemesi

Erased anime incelemesi ile karşınızdayım. Bir günde bitirebileceğiniz oldukça kısa bir anime ve seveceğinize eminim. Başlamadan önce biraz konusundan bahsedeyim.

Satoru Fujinuma, başkalarının hayatını kurtarabilmek için geçmişe yolculuk yapar. 18 yıl öncesinde uyanınca öldürülen sınıf arkadaşlarını kurtarma şansına sahip olur. Fakat bu yolda yüzleşeceği tek şey geçmiş ve gelecek değildir.

“Korkuyorum. Kendi içimde derine inmekten korkuyorum.”

Erased, bu sözlerle başlıyor. Aslında Satoru’nun ilk korkusunu da bu sözlerden anlamış oluyoruz. Tabii bu sözlerde kendimizi görmekten de geri durmuyoruz. Çünkü hepimiz biliyoruz ki en büyük korkumuz kendi derinliğimiz.

Peki insan neden korkar? Karanlıktan korkarız çünkü ışık yoktur ve önümüzde bir bilinmezlik vardır. Aynı şey geleceğimiz için de geçerli. Korkarız çünkü bizi neyi beklediğini bilmeyiz. Ve en önemlisi de kendi derinliğimizden korkarız. Çünkü sahip olduğumuz derinlik bir okyanusun sahip olduğu derinlikten farklıdır ve biz yıllarca eğitim almış dalgıçlar değilizdir. Kendi derinliğimizde kaybolmaktan, boğulmaktan korkarız. Satoru’nun sahip olduğu korku da buydu. Fakat geçmiş her zamandan farklı olarak ona önemli bir ders verecekti.

2021 Erased Anime İncelemesi

Satoru yalnız ve içine kapanık bir çocuktu. Buna rağmen onu farklı yapan animenin finalinde söylediği cümleydi. “İnanmaktan asla vazgeçmedim.” O, sahip olduğu yalnızlığa rağmen bir gün gerçekten yakın arkadaşlara sahip olacağını umut ediyordu ve yalandan da olsa bunun için çabalıyordu. İnsanların arasına karışmak, üyesi olduğu toplumun aktif bir katılımcısı olmak için yaşına rağmen oldukça cesur davrandı. Tabii bunda on yaşındaki bir bedende yaşayan yirmi dokuz yaşındaki zihnin de etkisi vardı. Fakat her ne olursa olsun Kenyanın da dediği gibi “Her şekilde Satoru’sun.”

İnsanların yalnız olduklarına inanmıyorum.  Çünkü yüksek dozlu yalnızlık bir insan için felaket demektir. İnsanlar birbirleriyle iletişim hâlinde olmalı, birbirlerini anlamak için çaba göstermelidir. Her zaman iyi anlaşacağız, her şey yolunda gidecek diye bir şey yok çünkü insan ilişkileri de aynı hayat gibi iyi ve kötü yanlarıyla var olur. Ve biz eğer var olmak istiyorsak iyiliğin varlığını kabul ettiğimiz kadar kötülüğün varlığını da kabul etmeliyiz. Çünkü her şey diyalektiğin ürünüdür.

“İnsanlara inanmanın benim erdemim olduğunu anladım.”

Bu cümleyle Sotaru’nun arkadaşlarından olan Airi aslında hepimizin anlaması gerektiği gerçeği aşılıyordu kulaklarımıza. Bir insana inandığımız için değil de inanmak istediğimiz için “Sana inanıyorum.” deriz. Birçok insana inanmışızdır ya da inanmak istemişizdir. Birtakım deneyimler yaşamış ve insanlara inanmanın bir hata olduğu sonucuna varmışızdır. Fakat ya onlardan birisi gerçekten inanılmayı hak ediyorsa. Bu yüzde bir olsa da bir ihtimaldir ve biz o yüzde bir ihtimale her seferinde şans vermeliyiz. Çünkü bizim insanlara dair kötü deneyimlerimiz, bir yerlerde inanılmayı bekleyen insanların suçu değildir. Bizim görevimiz ne olursa olsun insan kalabilmektir.

Ön yargılarımız, birbirimize olan güvensizliğimiz, kaybettiğimiz insanlığımız, bencilliğimiz; birçok insanın yok yere acı çekmesine neden oluyor. En azından onlara bir kez de olsa inanarak acılarını dindirme şansını elde edebiliriz. Eğer bu hareketimizde bir ödül bekliyorsak, bu şans, bir insana inanmanın ödülüdür.

2021 Erased Anime İncelemesi

Satoru’nun annesinin de dediği gibi “Tek başına bir şeyler yapabileceğini mi sanıyorsun. Ne kadar bencilce.” Eğer yardıma ihtiyacımız varsa yardım eli istemekten çekinmemeliyiz. Çünkü bu dünyada beraber yaşıyorsak bunun bir anlamı olmalı. Birbirimize sırtımızı dönüp sonsuz yalnızlığı kabul edip kendi varlığımıza ihanet etmek bir çözüm değildir.

Yalnızlığı kendimize yuva olarak görebiliriz. Bu, bir insanın haklı isteğidir. Fakat bu bir denge oyunudur. Dengeyi kaybettiğin anda dibe batarsın.

Erased diğer yandan bana An Inspector Calls filmindeki bir repliği hatırlattı. Aslında hikâyenin özetini bu repliklerde de bulabiliriz:

“Şunu aklınızda tutun. Hâlâ sizinle birlikte geride kalan milyonlarca sıradan insan var. Hayatları, umutları, korkuları acıları ve mutlu olma şansları bizim hayatlarımızla, düşüncelerimizle, söylediklerimizle ve yaptıklarımızla iç içe olan insanlar. Siz ayrıcalıklı yaşayanlar, zenginler, işverenler, dünya üzerinde yalnız yaşamıyorsunuz. Bütün insanlığın sorumluluğu hepimizde. İnsanoğlu, bu dersten sınıfta kalırsa çok yakında gün gelecek dersini etrafı ateşle, kanla ve ıstırapla çevrili şekilde öğrenmek zorunda kalacak.”

Geçmişin pişmanlıklarında boğulmak yerine aramızda yaşayan onlarca binlerce Kayo’ya kulak vermeliyiz. İnsan olmak budur.

Yaşamak için inanmak gerekir, birlik olmak gerekir. Çünkü yaşadığımız bu dünya, yapılan tüm keşifler birlikteliğin sonucudur. Evet, günümüz dünyasında bunu yapmak gerçekten cesaret ister. Ben bile bu satırları yazarken aynı anda zihnimle cebelleşiyorum. Fakat kim bilir, oralarda bir yerlerde bizim gibi cesaret göstermekten korkan insanlar vardır. Ve belki de her şey bir adımla başlar.

Attığımız adımların güçlü ya da zayıf olması önemli değildir çünkü eğer iyilik ve insanlık adınaysa yaptıkların, sesin her zaman duyulacaktır. Ve en büyük motivasyonumuz bize verilen görevi yerine getirmektir. İnsan kalma savaşında galip olan olmaktır. Tüm bu kirli insanlara, düşüncelere rağmen iyilik için yeterli motivasyon inmekten korktuğumuz derinliğimizdedir. O derinlikte kendi ışığımızı bulmamız dileğiyle.

 

Filmden Alıntılar:

 

“Birine inanmak.” tuhaf bir deyiş değil mi? Sonuçta birine gerçekten inanıyorsan “Sana inanıyorum.” demene gerek kalmaz. “Havaya inanıyorum.” demek gibidir bu. Yani aslında inanmadığın için mi inandığını söylersin? Bununla beraber, inanmanın sahte olduğunu filan söylemiyorum. “Sana inanıyorum.” lafıyla aslında inanmayı umduğunu belirtirsin.

 

“Böyle anları unutuyorum. Unutmuş muydum? Hayır, sadece o zamanlar farkında değildim. Hiç düşünmeden böyle zamanların akıp gitmesine izin verdim.”

 

“Büyüdüğümde, kendi başıma bir yere gidebilecek kadar büyüdüğümde çok uzakta bir yere gitmek istiyorum. Çok uzaktaki bir adaya gitmek istiyorum. İçinde hiç insan olmayan bir adaya gitmek istiyorum. Acı ya da üzüntü olmayan bir adaya gitmek istiyorum. O adada, yetişkinler, öğretmenler, çocuklar ve annem olmayacak. O adada istediğim zaman bir ağaca tırmanacağım, istediğim zaman denizde yüzeceğim ve istediğim zaman uyuyacağım. O adada bensiz şehri düşüneceğim. Çocuklar hiçbir şey değişmemiş gibi okula gitmeye devam edecek. Yetişkinler hiçbir şey değişmemiş gibi işe gidecek. Annem hiçbir şey değişmemiş gibi yemek yiyecek. Bensiz şehri düşündüğümde bir rahatlama hissediyorum. Çok ama çok uzağa gitmek istiyorum.”

Bensiz Şehir- Kayo Hinazuki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir