2021 Küp Film İncelemesi

2021 Küp Film İncelemesi

Küp Film İncelemesi

Küp film incelemesi ile karşınızdayım. Film 1997 yapımı ve devam filmleri de mevcut. Açıkçası ben oyunculukları, çekimleri beğenemedim. Çekim tarihini bahane etmek istiyorum ama bu gözler o tarihten önce çekilip, kültleşmiş nice filmler gördü. Oyuncular bilerek böyle oynamış da olabilir. Bu hayattaki rolünü oynayamayan bize gönderme yapmak için. Tabii, filmin anlatmak istedikleri oyunculukları, çekimleri geride bırakıyor. Peki küp bize ne anlatmak istedi?

Küp şeklinde bir labirente hapsolan insan topluluğu çıkış yolunu bulmak için mücadele ediyor. Küpü aslında hayat olarak değerlendirebiliriz. İlk doğduğumuzda hayatın ne olduğunu bilmeyiz. Neyi aradığımızı bilmeden yola çıkarız. Doğru yolu bulmak için bilmediğimiz diyarlarda mücadele veririz. Etrafımız tuzaklarla doludur. Bunlardan bazılarını görebildiğimiz gibi bazılarını da fark edemeyiz.

Çeşitli tuzaklar vardır gözlerin görmediği, bizim için hayat tarafından hazırlanan. İşin garip tarafı, ne kadar sıksa da canımızı bu oyun büyük bir zevkle oyunu oynamaya devam ederiz. Öyle ki kendimizi kaybeder, bencilleşir, yalnızlaşır ve tek kazanan olmak isteriz. Fakat hayat kazanın ya da kaybedenin olmadığı bir oyundur. Hayat anlamaya dair bir oyundur. Kim anlarsa o bulur yolunu.

 

Filmde de sona kavuşan kişi hayatı anlamış olan tek kişiydi. Diğer herkes kazanmaya odaklanmıştı. Herkes sona odaklanırken, yolunu bulabilen tek kişi oyunu anlayabilen tek kişiydi. Tabii bu kişinin kim olduğunu söylemeyeceğim. Kimi anlattığımı filmi izlerken bulmayı deneyin. Belki o zaman bizler de oyunu anlayanlardan oluruz.

“Artık konuşmak yok, tahmin yürütmek yok. Önünüzdekinden başka hiçbir şey düşünmeyeceksiniz. Asıl güçlük bu. Kendinizi kendinizden korumalısınız.”

Filmdeki yaşlı amcamızın söylemiş olduğu bu cümle dizini aslında hayata karşı alınmış en yanlış karardır. Çünkü hayatın küçük bir bölümünü görerek yaşayamazsın. Sadece önündekiyle hayatı devam ettiremezsin. Çünkü yaşamak için geçmişin acılarını ve geleceğin bilinmezliklerini şimdinin büyüsüyle birleştirmen gerekir. Yani geçmişten ve gelecekten tamamen koparsan şimdin de olmaz. Fakat aynı şekilde geçmişe ve geleceğe çok fazla bağlanırsan da şimdin olmaz. Hayat bir denge oyunu. Terazinin sağ ve sol kefesi her zaman eşit olmak zorundadır. Çünkü tezler ve antitezler birbirlerini eşit olarak karşılamazsa ortada diyalektik kalmaz.

Film aslında birçok konuda birçok düşünceye sahip çok yönlü bir filmdi. Şimdi küp film incelememin en sevdiğim yerine gelmek istiyorum. Evet daha yazmadan en sevdiğim kısım oldu çünkü yazacaklarım gerçekten üzerine çokça düşündüğüm düşünceler.

“Buna yaşama isteği denir. Herkeste vardır. Sende bile Worth. Özellikle bu alaycı tavırların ardına saklanan senin gibilerde.”

Yaşama isteği denilen şey sadece hayata dair bir amacı olanlara mı uğrar? Hayatın amacı nedir peki? Ortada amaçlar mı vardır sebepler mi? Amaçlar mı daha tutucudur sebepler mi? “Yaşamak istiyorum çünkü gelecekte şu şu hayalim var.” mı yoksa “Gökyüzü çok güzel, yaşamak istiyorum.” mu? Yaşamak için amaçlar değil sebepler bulmalıyız çünkü sebepler amaçları doğurur. Yani sen eğer sebebini bulduysan amacını belirleyebilirsin. Sebebin olmadan amaç belirlersen sen yaşamış değil sürüklenmiş olursun. Çünkü yaşamaya dair sebeplerimiz, yaşamı anladığımızda ortaya çıkar ve biz yaşamı anladığımızda başlarız tam anlamıyla yaşamaya.

“Sorgulamak isteyen var mı sanıyorsun? Tek istedikleri temiz bir vicdan ve yüksek bir maaş.”

Bu da üzerine konuşmak istediğim bir başka alıntı. Her birimiz birey olarak o kadar yalnızlaştırdık ki kendimizi topluma karşı hiçbir şey sorgulamaz olduk. Sadece huzurlu bir şekilde hayatla göz göze gelmeden yaşamaya çalışıyoruz. Çünkü hayatla saatlerce bakışmanın acı meyvesini tatmışızdır çoktan ve belki de âdem bundan dolayı kovulmuştur cennetten.

İnsanların istekleri hep birbiriyle çatışmıştır. Mesela yukarıdaki cümle. “Sorgulamamak ve temiz bir vicdan.” Sizce ikisi aynı anda bulunabilir mi bir ortamda. Sorgulamıyorsak eğer bize yapılanları ve görmüyorsak her gün şikâyet ettiğimiz sistemin bir parçası olduğumuzu, temiz bir vicdandan söz edebilir miyiz?”

Son olarak, Küpe bakış açılarını değiştirdiklerinde karakterler daha hatır sayılır bir ilerleme kaydettiler. Hayatta bir şeyler başarmak için bizim yapmamız gereken de budur. Farklı bakış açılarıyla düşünmek. Mesela ben güneşin batmadığını, bizim döndüğümüzü söylerim. Hayatı anlayabilmenin yolu sürekli bakış açını değiştirmekten geçiyor.

Hiçbir zaman sabit kalmamalısın. Her zaman yer değiştirmelisin. Sonunda sen de ait olduğun yere geri döneceksin çünkü küp biziz. Yolumuzu kaybetmiş şekilde doğru yeri bulmaya çalışıyoruz. Bir o yana bir bu yana savruluyoruz. Üstelik bunu yaparak işleri daha da karmaşıklaştırmaktan başka bir işe yaramıyoruz. Bizim tek yapmamız gereken durmak, düşünmek, bakış açımızı değiştirmek ve daha derin bir zihinle harekete geçmektir. Küpten çıkmayı başarabilen masuma selam olsun. Bir gün -o masumlardan olamasak da- doğru yolu bulabilmemiz dileğiyle. İyi izlemeler. Ufak da olsa yorum yazmayı unutmayın efendim.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir