2022 Don't Look Up Film İncelemesi

2022 Don’t Look Up Film İncelemesi

Don’t Look Up Film İncelemesi

2022’nin ilk film incelemesi Don’t Look Up film incelemesi ile sizlerleyim. Don’t Look Up, Netflix yapımı ve yönetmen koltuğunda Adam McKay oturuyor. Film daha çıkmadan sosyal medyada büyük ses getirmişti ve vizyona girdiği ilk günden beri top10 listesinden düşmüyor. Peki bu platformda filme dair neler konuşacağız ona bakalım.

Öncelikle Don’t Look Up’ı izleyen hemen hemen herkes senaryonun basitliği konusunda hemfikir. Filmde rol alan oyuncular insanı ister istemez beklentiye sokuyor. Fakat film bittiğinde herkesin aklında “E bu muydu yani?!” tarzı sorular beliriyor. Film izleyiciye yeni bir şeyler katmak konusunda eksik kalıyor. Özellikle bir filmi izlemeden önce ve sonra aynı insan olmaya devam etmeyi sevmeyen seyirciler için güzel bir film tercihi olacağını düşünmüyorum. Çünkü Don’t Look Up günümüz dünyasının neredeyse tüm sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel ve iklimsel sorunlarını “Alın size geçtiğimiz yüz yıl boyunca bu dünyada yediğimiz haltların özeti” der gibi çorba yapıp sunmuş önümüze. Ayrıca filmin senaryosunda mantığıma oturmayan birkaç nokta da mevcut.

Belirli bir düzeyin üzerinde film kültürünüz varsa filmin verdiği tüm mesajları zaten senaryo açısından daha kaliteli ve göz doyuran filmler aracılığı ile almışsınızdır. Yani fikrimce zaman kaybetmeyi sevmeyen biriyseniz hiç buralarda oyalanmayın.

Şimdi senaryonun basitliğini vesaire eleştirdik fakat incelemelerini okuduğum birkaç blog yazarının şöyle bir tezi vardı ki ben de bu teze katılıyorum. İyi bir filmden ziyade herkesin kolayca verilen mesajları anlayabileceği ve bir umut hayatına entegre edebileceği bir film yapılmak istenmiş olabilir. Film kadro kalitesinin yüksek tutulmasının amacı da dediğim gibi sosyal medyanın ve popülaritenin gücünü kullanarak kitlelere ulaştırılması gereken mesajın daha hızlı iletilmesini sağlamak olabilir.

Don’t Look Up film incelemesi yazımızda filmin teknik kısımlarını yeterince konuştuğumuzu düşünüyorum ki zaten ettiğim kelâmlar çoğu blog yazarının dilinden düşmeyen tarzda. Şimdi ise basit falan ama bu film bize ne diyor kısmına gelelim.

2022 Don't Look Up Film İncelemesi

Sosyal medya ve televizyon kuşağının sahte, renkli dünyası, insanlığın sonunu bile boyayabilecek yüzsüzlüğe sahip. İnsanların gözlerini boyayan onca süslü haber, hayat; biz ise yaşanmamış hayatlarımızın kirli köşelerinde o en güzel, en özel hayatları izleyerek kendimizden nefret ediyoruz. Kendimize, çevremize kör oluyoruz. Biz mi bir simülasyonun içindeyiz yoksa onlar mı bilmiyoruz. Acaba hangimizin yaşadığı gerçek, bir çöp zerresi olan bizler miyiz onlar mı? Gün geçtikçe oturduğu koltuğa gömülen ve oturduğu yerden kanalları değiştiren, kanalları değiştirdikçe kendini daha çok kandıran, daha çok öldüren bizler tam olarak neyiz.

Don’t Look Up’ı izlerken her şeyi neşeyle, dünyanın en güzel şeyiymiş gibi sunan sabah kuşağı programlarının aslında insan üzerindeki etkisinin alkolle benzer olduğunu fark ettim. Acısını unutmak ve ondan kaçmak isteyen insanın içtiği şişe şişe alkol ya da sabah akşam aldığı uyuşturucu. Her sabah kanımıza verilen uyuşturucular sayesinde yavaş yavaş hasta oluyoruz. Üstelik bu hastalık salgın bir hastalık: “Körlük” Her gün daha çok insanı içine çekiyor ve biz her gün biraz daha kaybediyoruz.

Kendimize verdiğimiz zarar yetmezmiş gibi bir de dünyaya zarar veriyoruz. Doymak bilmeyen egomuz yüzünden nesli yok olan onca canlı, zarar gören atmosfer, kirlilik yüzünden ortaya çıkan ve gezegenimizi tehdit eden onca sorun. İklim aktivistleri her gün, her yerde mücadele veriyor. Fakat sanıyorum ki televizyon karşısında sadece oturmakla yetinen bizler için magazin manşetlerindeki absürt mücadeleler daha ilgi çekici.

Savaş ya da kaç tepkisi vahşi doğada mücadele eden atalarımız için yararlı bir mekanizma olsa da bizler her şeyin doğal işleyişini bozduğumuz gibi bu mekanizmanın da işleyişini bozduk. Biz artık savaşmıyoruz. Hep kaçıyoruz. Sorunlar çığ gibi üzerimize gelirken biz kafasını kuma gömen deve kuşları kadar aptalız. Sırf biz kafamızı kuma gömdük diye o kuyruklu yıldızın yörüngesi değişmeyecek. Sırf biz gözlerimizi kapattık diye dünyadaki sorunlar birden yeryüzünden silinmeyecek. Kitlesel olarak hareket etmediğimiz sürece nesli en acınası hâlde son bulacak insan türü olacağız.

Filmi izlerken ve Don’t Look Up film incelemesini yazarken aklıma Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya isimli eseri geldi. Orada da insanlar uyuşturucular aracılığı ile sorunlarından kaçabiliyor ve sonsuz mutluluk sağlanabiliyordu. Sorunlarla savaşmak yerine onlardan kaçmayı seçmek ütopik mi distopik mi tartışılır fakat film ile kitabın ortak paydada buluştuğu birçok nokta olduğunu düşünüyorum. Gerçi başta da belirttiğim gibi film öyle bir çorba ki içinde birçok filmden, kitaptan anahtarlar görebilirsiniz.

“…Gezegene çarpmasına izin verecekler, sırf bir avuç zengin daha da bok gibi zengin olsun diye!”

Don’t Look Up ‘ın en net eleştirisi hükümetlerin görünenin ardındaki gerçek yüzlerine, yöneticilere ve onların bireysel arzularını, egolarını doyurmak adına görmezden geldiği milyonluk halka yöneltilmiş durumda. Her şey apaçık ortadayken bile hâlâ kanıt arayan, dünyayı bekleyen sonu bile saçma sapan sosyal medya akımlarına kurban eden, popülarite için kullanan aptal halk ve halkın bu aptallığından beslenen aptal sistem ve aptal hükümet. Saatte adam akıllı çalışan tek bir çark yok. Ama saat dönmeye, zaman aleyhimize işlemeye devam ediyor. Ve biz kazandıkça kaybediyoruz.

Filmin eleştirdiği her noktaya değinecek olursam Don’t Look Up film incelemesi böyle uzar gider. Ama Don’t Look Up’ın vermek istediği mesajları geride bırakıp tek bir gerçeğe odaklanacak olursak o da şudur ki iki şey sonsuzdur, insanoğlunun aptallığı ve evren. Ama biz ne kadar aptal olsak da göğe bakalım. Aradığımız her sorunun cevabı orada bir yerlerde bizim için parlıyor.

Don’t Look Up film incelemesini filmden favori repliğim ile bitiriyor ve içimizdeki körlerin bir an önce iyileşmesini diliyorum.

” – Teddy, yapma. Başka bir seçeneğim mi var sanki?

– İnsanın her zaman bir seçeneği vardır. Bazen doğru olanı seçmek gerekir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir