Perseus Heykeli ve Medusa

Perseus Heykeli ve Medusa

Perseus Heykeli ve Medusa

Bugün mitoloji tarihinin belki de en kırgın ve kızgın karakterini, Medusa’yı konuşacağız. Hepimiz biliriz ki Medusa karakteri kitaplarda lanetli, korkunç bir canavar olarak geçer. Fakat o her şeyden öte kalbi kırık bir kadındır. Biz ise bu kalbi kırık kadına bir nebze gönül ferahlığı sunma derdindeyiz.

Medusa, anlatılanlara göre yaşadığı dönemin en güzel ve alımlı kadınıymış. Onun güzelliğiyle yarışmayı kimse aklından geçirmeye bile cesaret edemezmiş. En soysuzdan en soylusuna, tanrısından kölesine, herkes ona aşıkmış. Medusa ise kendisini tanrılara adadığından gün boyu Athena’nın tapınağında tanrılara hizmet edermiş. Günlerini tanrılara hizmetle geçiren Medusa, olacaklardan habersizdir ve bana kalırsa bu efsanenin tek masum karakteridir.

Medusa’ya aşık olanlar arasında  Poseidon da vardır. Athena’nın tapınağında Medusa ile karşılaşan Poseidon onu görür görmez aşık olur. Medusa’ya sahip olmak ister fakat bakire olan Medusa onu ret eder. Poseidon da Medusa’ya, Athena’nın tapınağında zorla sahip olur. Burada zorla kelimesini özellikle belirtmekte fayda olduğunu düşünüyorum çünkü bu efsanenin tek masumu olan Medusa’nın yaşadığı acıyı bir nebze anlamamızı sağlıyor.

Athena’nın bu olayı duyması çok uzun sürmüyor. Duyar duymaz tüm bedenini ve ruhunu paha biçilmez bir kıskançlık ve öfke kaplıyor. Poseidon suçlu evet fakat Athena da biliyor ki sahip olduğu güç Poseidon’u cezalandırmaya yetmez. Fakat kendisine yapılan saygısızlığı da cezasız bırakmak istemiyor. O zaman Athena, zehirli okunu, öfkesini, hırsını ve kıskançlığını Medusa’dan çıkarmaya karar veriyor. Bir tanrının nefsine yenik düşmesini sağlayacak derecede güzel olan Medusa’nın saçının her bir telini zehirli yılanlara dönüştürüyor. Yüzünü öyle tiksindirici bir şekle büründürüyor ki insanlar ona bakmamak için kaçacak delik arıyor. Medusa’nın gözlerine bakan bir daha ona bakamıyor çünkü baktığı anda taşa dönüşüyor. İşte güzeller güzeli ve masum Medusa tanrıların kendini bilmezliği ve açgözlülüğü yüzünden böyle bir kadere terk ediliyor.

Buraya kadar geldiğimizde aslında düşünecek çok şeyimiz oluyor. Efsanelerde bile gördüğünüz gibi suçlu olan değil masum olan ödüyor her şeyin bedelini. Onurlu bir şekilde yaşamaya çalışırken, tepede olmalarına rağmen bitmeyen açgözlülükleriyle her şeye ve herkese sahip olmak isteyenler yüzünden her gün içimizden milyonlarca insan Medusa’ya dönüşüyor. Neden olduğunu bilmeden, sadece en güçlüler tarafından karar verilen kaderine boyun eğerek kabul ediyoruz bize verileni.

Medusa, bana kalırsa otoriterler tarafından bir böcek gibi ezilip geçilen hepimizi temsil ediyor. Fakat bizim hikâyemizde taş eden biz değil de onlar oluyor. Biz bu devrin kalbi kırık, yalnız, anlaşılmayı bekleyen Medusalarıyız. Anlaşılmayı beklerken öyle aşağılık bir konuma düşürüldük ki artık birbirimizi anlamaktan öte kendimizi anlayamaz olduk. Çünkü halklara oynanan oyunlar o denli gülünç ve aşağılık ki bu oyunların bayağılığı altında ezildik. Ezildikçe tükendik. Tükendikçe kısıldı sesimiz. Fakat haddin olmayanı söyleme sakın! Sus, konuşma. Sessiz ol. Yoksa taş olursun.

Perseus Heykeli ve Medusa efsanesinin kalan kısmında bizi masum Medusa’ya yaptıklarına rağmen öfkesi, kini hâlâ dinmeyen bir Athena karşılıyor. Athena, öfkesinin neden dinmediğini düşünmek yerine Medusa’yı bu kez öldürmek istiyor. Fakat bunu yapamaz o ihtişamlı bir tanrıça!

O sırada Perseus çıkıyor sahneye. Davet edildiği düğünde, kendisinden hediye olarak güzel atlar istenir. Perseus ise “Benden bunu isteyeceğinize Medusa’nın başını isteseydiniz daha güzel olurdu.” der. Siz, sessiz sakin bir tapınakta hizmet ederken tanrılara, onlar sizi tek laflarıyla oyuncakları hâline getirebilir. Sizin hayatınızı bir cümleye sığdırabilir.

Perseus’tan hoşnut olmayan Kral ise bu sözlere sevinir. Ertesi gün Perseus atlarla geldiğinde, Medusa’nın başını getireceğini söylemiştin, der ve onu Medusa’yı öldürmesi için göreve yollar. Kral’ın düşüncesi Perseus’un Medusa’yı öldüremeyeceği ve kendisinin öleceği yönündedir.

Athena sahnede tekrar belirir ve Perseus’a kalkanını verir. Perseus’a kalkanı ayna olarak kullanmasını ve Medusa’ya asla bakmamasını söyler. Böylece Perseus çıkar yola ve aynen planladığı gibi kalkan yardımıyla Medusa’nın başını keser. O anda Medusa’nın gövdesinden Pegasus ve Khrysor doğar. Çünkü Medusa, Poseidon’dan hamiledir.

Perseus, Medusa’nın başını Kral’a götürür fakat kral inanmaz. Perseus ise Medusa’nın başını çıkarır. Kral Medusa’yı görür görmez taşa döner. Perseus’un işi bitince kalkanı ve Medusa’nın başını Athena’ya teslim eder. Athena, Medusa’nın başını kalkanının ortasına yerleştirirken, gövdeden doğan iki çocuğu da yanına alır.

Perseus Heykeli ve Medusa hakkında rivayet edilene göre Medusa’nın kafasından akan iki damla kandan biri ölümcül bir zehirdir, diğeri ise o zehrin panzehridir. Bunu mitolojik olarak değil de daha basit bir perspektiften düşündüğümüzde kalbi kırık ve haksızlığa uğramış bir kadının sahip olduğu iki duyguyu net olarak görebiliriz. Biri haksızlığa uğramanın beraberinde getirdiği öfke ve hayal kırıklığı; diğeri, o öfkeyi dindirebilecek güce sahip olan tek duygu: Sevgi. Her şeye rağmen kalbinde barındırdığı saf sevgi onun nefretini dindiren tek duyguydu. Bundandır ki nefreti yeryüzündeki herhangi bir canlıyı öldürebilecek güçteyken; o gücü yıkabilecek tek güç de kendi içinde yaşattığı umut dolu sevgi oldu.

Perseus Heykelini ve Medusa’yı dilimiz döndüğünce anlattık. Efsaneler böyledir. Hepsi birilerinin güç gösterisi yaptığı saçmalıklardan ibarettir. Eğer efsaneleri efsane yapan bir anahtar aranıyorsa; o anahtar, efsanelerde sıkışıp kalan yitik kalplerdir.

Medusa hiçbir zaman ölmedi. Sen, ben, biz ve daha nice haksızlığa uğrayan saf kalpler, hepimiz bu çağın göz pınarları kurumuş Medusalarıyız. Fakat artık zamanı değil midir konuşmanın? Ses çıkarmanın. Ezilse de başlar, ödenecekse de bedeller, yıkmanın zamanı gelmedi mi kalpleri taş olanları.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir