Yin Yang Felsefesi

Yin Yang Felsefesi

Yin Yang Felsefesi

Yin Yang Felsefesi

Uzak Doğu’nun en bilindik kavramlarından biri olan Yin Yang Felsefesi nedir? Fotoğrafta gördüğünüz sembol Yin Yang felsefesinin sembolüdür. Daha çok Çin’de içselleştirilen bu felsefe günümüzde hayatımızın her yerinde karşımıza çıkmaktadır. Birçok kişi vücuduna bu sembolün dövmesini yaptırmakta, kolyesini veya bilekliğini takmaktadır. Hatta hatırlarım ortaokulda derste canım sıkıldığında defterimin kenarına hep bu sembolü çizerdim. Tabii o zamanlar Yin Yang bilmezdim. Öylesine uydurulmuş bir çizim olarak görürdüm. Gelin basit bir çizimden fazlasını barındıran Yin Yang felsefesine bir yolculuk yapalım.

Bu felsefeye göre dünyada iki kuvvet vardır. Bunlardan biri negatif kuvvet Yin; diğeri ise pozitif kuvvet Yang’tır. Bu iki kuvvet birleşerek Çi dengesini oluşturur. Bu denge ise hayatımızın her alanında vardır. Yani Yin-Yang hayattır.

Yin Yang felsefesi bir başka felsefi görüş olan Diyalektik ile benzer kapılara çıkıyor. Diyalektik, her şeyin zıttıyla var olduğunu ve beraber bir bütün oluşturduklarını savunur. Örnek vermem gerekirse gece ve gündüz iki zıtlıktır fakat ben gündüzün varlığını bilmeden gecenin varlığını da tam olarak  anlayamam.

Duygulardan örnek vermeye devam etmek istiyorum. Hüzün ve mutluluk denen birbirine zıt iki duygu durumunu ele alalım. Bu iki duygu durumu iki zıt kutuptur fakat birbirlerine güç verirler. Mutlu olmak eylemini daha cazip kılan hatta onu kendimize bir “amaç” olarak belirlememizi sağlayan şey mutluluğa dair bilgimizden daha çok hüzne dair bildiklerimizdir.

Yin Yang felsefesinin sembolünde Yin’in içinde Yang; Yang’ın içinde ise Yin mevcuttur.  Yani ölümün içinde yaşam; yaşamın içinde ölüm vardır. Doğduğumuz andan itibaren başlayan çırpınışlarımız bizi bekleyen ölümümüzdür. Ve ölüm anında gözlerimizin önünden geçen kareler hayatımızdır.

Yaşarken ölümü anlamak zor bir eylem olsa da bana öyle geliyor ki hayatı en çok ölürken anlayacağız. Son nefesimiz ayrılırken bedenimizden, ölüm doğumumuzu tamamlayacak ve işte biz o zaman yaşamış olacağız. O zaman diyalektik tamamlanacak ve yaşam denen olgu kendini oluşturacak.

Yin Yang felsefesi aslında bize hiçbir şeyin saf olmadığını söylüyor. Aynı zamanda bu safsızlık hâlinin hayatın temel taşı olduğu öğretisini sunuyor. Hiçbir durum tam olarak beyaz değildir. Her siyah, içinde bir beyaz barındırır. Bu düşünüş biçimi bize ders verir. Bize umudu ve büyümeyi öğretir. Der ki; “Bu hayatta umut hep vardır. En dipte de olsan toprağın altından çıkacağın ve meyve vereceğin günü sevgilini bekler gibi bekle. Umudun hayatın olsun. Fakat şunu unutma; her gördüğün beyaz tam olarak beyaz değildir. İçinde küçük de olsa seni kırabilecek, ürkütebilecek bir siyah vardır. Bunu bil ve korkma. Çünkü minik bir siyahtan dolayı beyazdan kaçmak, korkmaktan daha yıkıcıdır. Çünkü kaçarak hayatı ret edersin. Bilmelisin ki hayatı ret edenler ne doğmuşlardır ne de öleceklerdir.”

Yin Yang felsefesi damarlarımızda akan kan, içtiğimiz su, soluduğumuz hava ve bizi ısıtan güneştir. Bu felsefe bize güç verir. Hayatı diri tutar. Hiçbir şeyin mükemmel olmadığını ve olamayacağını şayet öyle bir şey olursa Çi dengesinin oluşturulamayacağını söyler. Yani mükemmellik demek yokluk demektir. Mükemmel olan doğanın ve yaşamın kaynağında mevcut değilken bunu arzulamak sizi yaşamaktan alıkoyar, der Yin Yang felsefesi. İşte bize böyle güç verir. Çünkü içinde tanrısal güç barındıran bizler mükemmel olana arzu duyarız. Yin Yang felsefesi, ruhumuzda kendine yer bulduğunda ise yaşama bir adım daha yaklaşmış oluruz. Mükemmel olan için değil doğanın kaynağındaki en iyi olan için çabaladığımızda emeklerimiz mutlaka karşılık bulur. Yin Yang, aslında bize bunun müjdesini vermektedir.

Gökyüzü. Uçsuz bucaksız. Sınırı olmayan gözyaşı ülkesi. Sadece iyilerin ve yaşayanların gördüğü sonsuzluk denizi. Ve yeryüzü. Bir sonu olmadığı gibi sonsuz da olmayan kötülerin ülkesi. Ve bu iki zıt kutup arasında yaratılan dünya. O dünya içerisinde yaşam için ölüme koşturan bizler varız. Biz, Yin Yang’ız. Baş ve son bu yarışı oluşturuyor ve biz sonuna koşan atlarız. O son sen koşmasan da sana gelecek. O zaman ne yapmalı biliyor musun? Yin Yang’ı kalbinde yaşatmalı. Çünkü Yin Yang asla yaşayamayan çocukluğumuz, asla büyüyemeyecek ihtiyarlığımızdır. Yin Yang yaşarsa biz de yaşarız. Yin Yang, kalbin ritmi, ruhumuzun şarkısıdır. O şarkıyı duyduğunda yıldızlar senindir. Ve sen her gece o şarkıyı mırıldanırsın gökyüzüne.

Son paragraf biraz daha Yin Yang felsefesinin bir edebiyatçının gözünden ne olduğu ile ilgilidir. Yin Yang felsefesi, üç beş satıra sığdırılabilecek bir görüş değildir. Daha derin ve içseldir. Her kişi kendi Yin Yang’ını kendi içinde aramalıdır. Gökyüzünde kendi yıldızını arayan Küçük Prens gibi olmalı ve umudu kalbinin aydınlığı saymalıdır.

Bugün Yin Yang felsefesini Cansu Gündüz farkıyla inceledik. Yorumlarınız benim için altın değerindedir. Tüm okurlarıma sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir